RİO SÜRECİ

Rio öncesi için hazırlanan notlarda genellikle 1970 li yıllar eşik kabul edilmektedir. Gerçekte de çevresel bozulmaların endişe verici boyutlara ulaşması bu yıllarda cereyan etmiş ve yine bu yıllarda uygulanan çevre politikaları başarısız olmuştur.

Dünya ormanları da son iki asırda % 40 oranında yok olarak 3.8 milyar hektara gerilemiştir. 1960 ile 1990 yılları arasında çoğu tropikal olmak üzere toplam 450 milyon hektar orman kaybedilmiştir.

Stockholm Konferansı 1972

Çevre konusu Dünya gündemine ilk olarak Haziran 1972’de düzenlenen Stockholm Konferansında getirilmiştir. Konferansta gezegenimizin ekolojik açıdan duyarlı bir şekilde yönetimi için bir dizi ilke belirlenmiştir. Dünya liderlerinin çevre ile uyumlu ekonomik kalkınma konusunu tartıştıkları ilk forum olan Stockholm Konferansı sonucunda, çevresel konulardaki uluslararası çalışmalarda önemli rol oynayan BM Çevre Programı (UNEP) kurulmuştur.

Ancak konferansı izleyen yıllarda, ekonomik kalkınma politikalarına çevresel unsurların dahil edilmesi yönünde pratikte çok az bir ilerleme kaydedilmiştir. Global çevre bozulması artmış, sanayileşmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkeler arasındaki ekonomik ve sosyal kalkınma farkı ve dengesizlikler büyümeye devam etmiştir.

Brutland Raporu 1987

Birleşmiş Milletler’in 1983 sonbaharında yapılan 38. Oturumunda kabul edilen 38/161 sayılı genel kurul kararıyla kurulan ve başkanlığını Norveç Başbakanı Gro Harlem Bruntland’ın yürüttüğü Çevre ve Kalkınma Komisyonunun 1987’de hazırladığı Ortak Geleceğimiz adlı raporunda, “ormanlar üzerindeki baskılar, orman-tarım ilişkileri ve ormanları bekleyen tehlikeler”den sözedilmiştir.

Rapor, Dünya’da çevre sorunlarının, insan refahını ve gezegenimizdeki yaşamı tehdit ettiğini, bu açıdan sürekli ve dengeli bir kalkınmaya ihtiyaç olduğunu, ancak bu kalkınma politikasında bugünün ihtiyaçları karşılanırken gelecek nesillerin ihtiyaçlarından taviz verilmemesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu da, ülkeler ve bölgeler arasında sağlanması gereken adaletin, kuşaklararası adalet ile bütünleşmesi düşüncesini yansıtmaktadır. ‘Sürdürülebilir Kalkınma’ olarak adlandırılan bu anlayış, gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılayabilme imkanlarını tehlikeye sokmadan, bugünkü kuşakların ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlayacak kalkınma biçimi olarak tanımlanmaktadır.

Strasburg Avrupa Orman Bakanları 1.Konferansı 1990

Bu gelişmelere paralel olarak Avrupa’da ormanlardan sorumlu bakanlar, Fransa ve Finlandiya’nın girişimi ile ilk defa 1988 yılında Strasburg Konferansında bir araya gelmişler ve Avrupa ormanlarının korunması için ortak kararlar almaya başlamışlardır.

Ülkemizin de katıldığı bu konferansta alınan 6 karar teknik ve bilimsel ağırlıklı olmuştur. Bu kararlar :

S1 : “Orman Ekosistemlerinin İzlenmesi İçin Daimi Deneme Sahaları Şebekesi Kurulması”

S2 : “Orman Gen Kaynaklarının Korunması”

S3 : “Orman Yangınları Avrupa Veri Bankası Şebekesinin Kurulması”

S4 : “Dağlık Alanlardaki Orman Yönetiminin Yeni Çevresel Şartlara Uyarlanması”

S5 : “Ağaç Fizyolojisi Araştırmaları EUROSILVA Şebekesinin Yaygınlaştırılması”

S6 : “Orman Ekosistem Araştırmaları Avrupa Şebekesi Kurulması”

RİO ZİRVESİ 1992

1992 yılına gelindiğinde çevresel endişelerin sürmekte olduğu ve daha geniş kapsamlı bir çalışma gereği ortaya çıkmıştır. En önemli tespit “Çevreye rağmen kalkınmanın sağlanamayacağı, kalkınmanın ihmal edilmesi ile çevrenin korunamayacağı” dır. Bu nedenle çevre ve kalkınma konuları birlikte, dengeli ve sürdürülebilir bir şekilde ele alınmalıdır.

Ormancılık açısından yapılan en önemli tespit ise “Ormanların tarımsal ve endüstriyel yayılmacılığın sonunda yok olduğu ve bu yayılmacılığın temelinde kalkınma sorununun bulunduğu” hususudur. Çevresel endişelerin önemli bir kısmını ormansızlaşmanın oluşturduğu ve tropik ormanlar başta olmak üzere, ılıman kuşaktaki diğer gelişmekte olan ülkelerdeki ormansızlaşma oranının ciddi tehlikeler oluşturabilecek seviyelere geldiği görülmüştür.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu aldığı bir kararla Brezilya’nın Rio de Janerio kentinde Çevre ve Kalkınma Konferansı’nı toplamaya karar vermiştir. Ülkemizinde üst düzeyde temsil edildiği bu konferans ormancılık açısından çok büyük öneme haiz olup Dünya ormancılığını derinden etkileyecek ve köklü yapısal değişikliklere götürecek bir sürecin başlangıcı olmuştur.

Konferansın çıktıları şunlardır:

Rio Deklarasayonu

Rio Deklarasyonu, çevre ve kalkınma konusunda ülkelerin hak ve yükümlülüklerini kapsayan, hukuki olarak bağlayıcı olmamakla birlikte, hükümetlere politik bir yükümlülük getiren bir ilkeler dizisidir. Deklarasyon Türkiye’nin de içinde bulunduğu ülkelerin devlet ve hükümet başkanları tarafından onaylanmıştır.

Yaklaşık 27 maddeden oluşan Deklarasyondan bazı alıntılar aşağıda gösterilmektedir:

Ormancılık Prensipleri

Ormancılık Prensipleri, hukuki olarak bağlayıcı olmamakla birlikte, tüm ormanları kapsayan ilkelerden oluşan ayrı bir belge olarak hazırlanarak, ülkelerin devlet ve hükümet başkanları tarafından onaylanmıştır. Bu belge, dünyanın bütün coğrafi bölgelerindeki ve iklim kuşaklarındaki ormanların tamamının yönetimine, korunmasına ve geliştirilmesine ilişkin esasları kapsamaktadır.

15 ana madde altında 42 prensipten oluşan bu belge özetle aşağıdaki hususları içermektedir:

  • Ulusal politikalar ve stratejiler, ormanların ve orman arazilerinin sürdürülebilir şekilde gelişmesine imkan verecek bir çerçeve sağlamalıdır.
  • Hükümetler ve ilgili kuruluşlar ormanların, orman kaynaklarının ve orman programlarının ulusal düzeyde izlenmesine ve değerlendirilmesine yönelik mevcut mekanizmaları güçlendirmelidir.

Gündem 21

Gündem 21, çevre ve ekonomiyi etkileyen tüm alanlarda hükümetlerin, kalkınma örgütlerinin, BM kuruluşlarının ve bağımsız sektörlerin 21.Yüzyıla girerken yapması gereken faaliyetleri tanımlayan bir eylem planıdır. Bu belge dört temel kısımdan oluşmaktadır. Bunlar; Sosyal ve Ekonomik Boyutlar, Kalkınma İçin Kaynakların Korunması ve Yönetimi, Etkin Grupların Rolünün Güçlendirilmesi ve Uygulama Mekanizmaları’ dır.

Bu dört kısım altında 45 bölümde, sektörel ve sektörler arası konular ayrı ayrı ele alınmaktadır. Dolaylı olarak ormancılığı ilgilendiren 6 bölümün yanı sıra, 11 Nolu Bölüm doğrudan ormancılığı ilgilendirmektedir. Ormansızlaşma ile Mücadele başlığı altındaki bu bölümün uygulama programında : ormanların fonksiyonlarının muhafaza edilmesi; ormanların korunması ve sürekli ve dengeli yönetimi; ormanlardan elde edilen ürün ve hizmetlerin sürekli ve dengeli bir şekilde kullanımı ve değerlendirilmesi; ormanların planlanması, değerlendirilmesi ve izlenmesi için kapasite oluşturulması konuları ile ilgili hedefler ve bu hedeflere ulaşmak için yapılacak faaliyetler ve uygulama mekanizmaları tanımlanmaktadır.

Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi

Bu sözleşmenin amacı, özelikle Afrika ülkeleri başta olmak üzere, ciddi ölçüde kuraklıktan etkilenen ve çölleşen ülkelerde, Gündem 21 çerçevesinde çölleşme ile mücadele etmek ve sürdürülebilir kalkınmaya katkıda bulunmaktır. Bu amaca ulaşma da toplumsal seviyede toprak verimliliğini arttırmak, toprak ve su kaynaklarını ıslah ve muhafaza etmek, yaşam şartlarını iyileştirmek önemli rol oynar.

İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi

İklim Değişikliği Sözleşmesinin amacı, iklim değişikliğine neden olan ve sera gazı emisyonlarının azaltılması ve bu amaçla alınacak tedbirler için gelişme yolundaki ülkelere finansman kaynağı ve teknoloji transferi sağlanmasıdır. Ormanlarla dolaylı olarak ilgili olan bu sözleşmeye gelişmiş ülke sınıfında değerlendirilmiş olması nedeniyle Türkiye uzun bir süre imza atmamıştır. Ancak eklerdeki pürüzler giderilmiş olup ülkemiz söz konusu sözleşmeyi onaylama aşamasındadır.

Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi

Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi ’nin hedefi biyolojik çeşitliliğin korunmasını, sürdürülebilir kullanımını ve uygun teknoloji transferi yoluyla, genetik kaynaklardan elde edilen faydaların adil ve eşit bir şekilde paylaşımını sağlamaktır. Ormanlar, biyolojik çeşitliliğin en büyük kaynaklarından biri olduğu için, bu sözleşmedeki maddelerin çoğu ormanları ilgilendirmektedir. Bu belgeye Türkiye dahil 164 ülke taraf olmuştur.

RİO SONRASI

Pek çok otorite, sonuçları itibariyle Rio Zirvesini çok başarılı bulmamaktadır. Rio’da alınan kararların pratikte uygulamaya konmaması ve başta finansal konular olmak üzere pek çok kritik konuda gelişmiş ülkeler ile 77’ler diye adlandırılan ülkeler arasında oluşan görüş ayrılıklarından dolayı Rio belgeleri umulan düzeyde uygulanmayan birer üst düzey politik taahhüt belgesi niteliğinde kalmıştır. Rio’da onaylanan ve ormancılığı doğrudan ilgilendiren “Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi” ile “Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi”ndeki katı hükümler de elenerek bu sözleşmelere esneklik kazandırılmış ve ormancılığı dolaylı olarak ilgilendiren “İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi”’de ilk etapta bütün ülkelerce imzalanmamıştır.

Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Komisyonu (CSD) ormancılık konusunda taraflar arasındaki görüş ayrılığını yok etmek ve ormancılık ile ilgili kararların daha etkin bir şekilde uygulanmasını sağlamak için kısaca IPF denilen “Hükümetler Arası Ormancılık Panelinin” kurulmasını önermiştir.

Hükümetlerarası Ormancılık Paneli (IPF)

Bir yandan bölgesel süreçler çalışmalarını sürdürmekteyken diğer yandan da Birleşmiş Milletler odaklı küresel bazdaki faaliyetler de sürmektedir. BM Sürdürülebilir Kalkınma Komisyonu (CSD) nin raporuna dayalı olarak oluşturulmasına karar verilen Hükümetler Arası Ormancılık Paneli (IPF) ilk toplantısını 1995 yılında New-York’ta yapmıştır. IPF toplam 4 toplantı yapmış, sonuç raporunu ve eylem önerilerini 1997’de CSD’ye sunmuştur.

IPF sonuç raporu ve 150 civarındaki eylem önerisi uluslar arası ormancılık sürecinin çalışmalarını yönlendiren en önemli belgeler arasındadır. Bu eylem önerilerinin en başında her ülkenin kendi “Ulusal Ormancılık Programı”nı hazırlama hususu gelmektedir. Ayrıca ülkelerin “Ormansızlaşma ve Orman Tahribinin Nedenlerini” ortaya koyması istenmektedir. Diğer önemli bir husus ta Sürdürülebilir Orman Yönetimi için hem bölgesel hem de ulusal bazda Kriter ve Göstergelerin belirlenmesi hususudur.

IPF’in CSD’ye sunduğu raporda, yaklaşık 150 öneri şu başlıklar altında toplanmıştır :

Sonuç raporu Hükümetler Arası Ormancılık Panelinin her konuda mutabakat sağlayamadığını, üzerinde mutabık olunamayan konuların çözülmesi için Panelin Foruma dönüştürülerek çalışmaların sürdürülmesi gerektiğini önermiş ve Birleşmiş Milletler bu öneriye istinaden Hükümetler Arası Ormancılık Forumunu (IFF) oluşturmuştur.

Hükümetler Arası Ormancılık Forumu (IFF)

Hükümetler Arası Ormancılık paneli IPF’in önerisi ve Birleşmiş Milletlerin kabulü ile oluşturulan Hükümetler Arası Ormancılık Forumu IFF bir evvelki panelin devamı niteliğindedir. IFF te 2 yıllık süre içerisinde 4 toplantı yaparak IPF’in mutabakat sağlayamadığı bazı konularda mutabakatı sağlamış ve 120 adet eylem önerisi daha geliştirmiştir. Ancak özellikle 77’ler grubu ile Amerika Birleşik Devletleri ve aynı çizgideki diğer kalkınmış ülkelerin raporlama, tanımlar ve finansman başlıkları altında toplanacak bir dizi konu üzerinde görüş birliğine varamaması bu kez 5 yıllık bir süre için yeni bir Forum oluşturulması ihtiyacını gündeme getirmiş ve Birleşmiş Milletler Ormancılık Forumu UNFF’in oluşturulmasına karar verilmiştir.

IFF’in görevlerini 3 kategoride toplayabiliriz

.

  • Kategori I

IPF Önerilerinin eyleme dönüşmesi için gereğinin yapılması,

Uygulamalardaki gelişimin izlenmesi.

Finansal kaynaklar, ticaret ve çevre, çevreye uyumlu teknolojilerin transferi, IPF programında yer alıp açıklığa kavuşturulmayan konular.

Her tür ormanın muhafazası, yönetimi ve sürdürülebilir bir şekilde geliştirilmesi için uluslararası düzenlemeler yapmak (Uluslararası ormancılık konvansiyonu için mutabakat sağlamak).

Birleşmiş Milletler Ormancılık Forumu (UNFF)

IPF/IFF sürecinin devamı niteliğindeki Birleşmiş Milletler Ormancılık Forumu UNFF ilk toplantısını 2001 yılında, ikinci toplantısını 2002 yılında New York’ta ve üçüncü toplantısını 2003 yılında Cenevre’de yapmıştır.

İlk toplantı daha çok UNFF sürecinin çalışma yöntemlerini, çalışma konularını ve takvimini ele alan hazırlık mahiyetinde bir toplantıdır. Bu toplantıda UNFF’in 5 kez toplanmasına ve bu toplantılardan ikisinde bütün Dünya ülkelerinin ormanlardan sorumlu bakanlarını bir araya getirmeye karar verilmiştir. Altı çizilen en önemli konu ise, sonuçları ne olursa olsun sürdürülebilir orman yönetimi için politik düzeyde ve bütün taraflar arasındaki diyaloğun sürdürülmesi kararlılığıdır. Doğal olarak Uluslararası Ormancılık Sözleşmesi için gerekli şartları oluşturmak ta bu kararlılığa dahildir.

Bu toplantıda Çok Yıllı Çalışma Programı ile Eylem Planı UNFF-2’de ele alınmak üzere taslak halinde hazırlanmıştır. Çok Yıllı Çalışma Programı UNFF’in amaçlarını, temel işlevlerini, özel görevlerini daha somut program elementleri haline getirmektedir. Eylem Planı ise politik olarak üzerinde mutabık kalınmış konulara ilişkin net hedeflerin bir takvime bağlanmasını içermektedir.

UNFF süreci daha konsantre ve düzenli bir forum olarak faaliyetine başlamış ve 4 toplantının ana konuları belirlenmiştir, bunlar:

UNFF 2 : Ormanların muhafazası, korunan alanlar ve çevresel hizmetler

UNFF 3 : Uluslar arası ticaret, yatırım ve Sürdürülebilir Orman Yönetiminin desteklenmesi

UNFF 4 : Ormanlar ve insanların ihtiyaçları

UNFF 5 : Sağlanan gelişmelerin irdelenmesi ve geleceğe ilişkin planlama

Ayrıca Dünyanın ileri gelen uluslararası organizasyonları UNFF çalışmalarına katkıda bulunmak için davet edilmiş ve davet üzerine 8 uluslar arası organizasyon FAO nun başkanlığında birleşerek bu davete olumlu cevap vermişlerdir. Kısaca CPF (Türkçe açılımı: ormancılıkta ortaklık ve işbirliği) denilen bu oluşuma başta FAO, Dünya Bankası, UNEP, CIFOR, GEF, ITTO, UN/DESA, UNDP olmak üzere 12 uluslararası organizasyon üye olmuştur. Bu organizasyonlara ek olarak Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi ve Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi Sekreteryaları da bu oluşuma dahil olmuştur.

CPF, Eylem Planının hazırlanması, uygulanmasının kolaylaştırılması, raporlama formatının oluşturulması, gelişimin izlenmesi, değerlendirilmesi ve raporlanması için bir sistemin geliştirilmesi, anahtar kavramların, tanımlamaların ve terimlerin ortak bir şekilde anlaşılmak üzere geliştirilmesi gibi konularda UNFF çalışmalarına destek verecektir.

UNFF sürecindeki en kilit gelişmelerden biri IPF/IFF sürecinde üzerinde mutabakat sağlanamayan 3 temel konu için 3 özel ad hoc uzmanlar grubunun oluşturulması teşkil etmiştir. Bu uzman gruplar 1) Bütün ormanlar için yasal bir çerçeve hazırlanması 2) Finansman ve çevreye uyumlu teknolojilerin transferi 3) İzleme, değerlendirme ve raporlama sistemi konusunu ele alacaklardır.

New-York’ta 2002 yılı Mart ayında yapılan ve bütün Orman Bakanlarının da hazır bulunduğu UNFF-2 toplantısında Çok Yıllı Çalışma Programı ile Eylem Planı kabul edilmiş, ancak 77’ler Grubu ile Amerika Birleşik Devletlerinin başını çektiği blok, yukarıda belirtilen üç ad hoc grubun oluşturulması konusunda mutabakata varmak üzereyken son dakikada grupların kaçar kişiden oluşacağı, hangi bölgelerden hangi ölçüde temsil sağlanacağı ve benzeri konular yüzünden mevcut taslaklar geri çekilmiştir. Pek çok otoriteye göre bu durum bir yılın kaybedilmiş olması anlamına gelmektedir.

Cenevre’de yapılan üçüncü toplantıda ad hac gruplar konusunda mutabakat sağlanmış, grupların kompozisyonu, iş tanımları ve çalışma şekli belirlenmiştir.

BÖLGESEL SÜREÇLER

Bir yandan da Rio zirvesi ve Rio zirvesinden sonra oluşan ormancılık forumu ve panelinde alınan kararların bölgesel düzeyde uygulanması için değişik bölgesel süreçler başlatılmıştır. Bu süreçler:

Ülkemiz bu süreçlerden Pan-Avrupa ve Yakın-Doğu süreçleri içerisinde faaliyetlerini sürdürmektedir.

Pan-Avrupa Süreci

Daha evvel de belirtildiği gibi Avrupa ülkeleri Rio öncesinde Avrupa Ormanlarının Korunması Bakanlar Konferansını başlatmış ve 1990 yılında Strasburg’ta ilk konferansı gerçekleştirmişti. Rio Zirvesinin 1992 yılında yapılmasından sonra bu Konferans Rio Kararlarının uygulanması için bir bölgesel sürece dönüşmüş ve 1993 yılında Helsinki’de toplanmıştır. Dolayısıyla Avrupa Ormanlarının Korunması Helsinki 2 inci Orman Bakanları Konferansı Rio kararlarının uygulanmasında Avrupa Ülkeleri Bölgesel Sürecinin başlangıcını temsil etmektedir.

Helsinki Avrupa Ormanlarının Korunması 2. Orman Bakanları Konferansı 1993

Rio sonrası en önemli bölgesel süreçlerden biri olan Pan-Avrupa süreci 1993 yılında Helsinki’de yapılan Avrupa Ormanlarının Korunması 2.nci Orman Bakanları Konferansı ile başlamıştır. Helsinki konferansı ilk olarak “Sürdürülebilir Orman Yönetimini” bütün Avrupa ülkelerince kabul görecek bir şekilde tanımlamıştır. Bu tanıma göre Sürdürülebilir Orman Yönetimi : Ormanların ve orman alanlarının yerel, ulusal ve küresel düzeylerde, biyolojik çeşitliliğini, prodüktivitesini, kendini yenileme kabiliyetini ve yaşama enerjisini, ekolojik, ekonomik ve sosyal fonksiyonlarını yerine getirebilme potansiyelini şimdi ve gelecekte koruyacak ve diğer ekosistemlere zarar vermeyecek bir şekilde düzenleme ve yararlanma biçimidir.

Helsinki Konferansında 4 karar alınmıştır, bu kararlar :

H1 : “Avrupa Ormanlarının Sürdürülebilir Yönetimi İçin Genel Esaslar”

H2 : “Avrupa Ormanlarında Biyolojik Çeşitliliğin Korunması İçin Genel Esaslar”

H3 : “Geçiş Ekonomisindeki Ülkeler ile Ormancılık Alanında İşbirliği”

H4 : “Avrupa Ormanlarının İklim Değişikliğine Uzun Süreli Adaptasyon İşlemleri İçin Stratejiler”

Helsinki Konferansından sonra bir sonraki Lizbon Konferansına kadar geçen süre içerisinde yuvarlak masa toplantıları, uzman grup çalışmaları, araştırmalar, uygulanan projeler, çalıştaylar, seminerler ve benzeri bir dizi faaliyet Avrupa’nın Rio Kararlarını yorumlama ve uygulama biçimini temsil eder. Bu faaliyetler sonucunda tanımı yapılmış olan sürdürülebilir orman yönetimi için kriter ve göstergelerin belirlenmesi ve kılavuzunun hazırlanması önemli bir çıktı teşkil eder.

Lizbon Avrupa Ormanlarının Korunması 3. Bakanlar Konferansı 1998

Avrupa Ormanlarının Korunması 3.ncü Orman Bakanları Konferansı 1998 yılında Lizbon’da yapılmıştır. Bu Konferansta Helsinki sonrası gelişmeler ele alınmış, Avrupa Bölgesinde Sürdürülebilir Orman Yönetimi için belirlenmiş olan Kriter ve Gösterge seti onaylanmıştır.

Lizbon Konferansı ağırlıklı olarak Sürdürülebilir Orman Yönetiminin Sosyo-Ekonomik boyutunu ele almıştır. Çünkü Helsinki sonrası uygulamalarda ormanların sosyal fonksiyonlarına yeterince önem verilmediği kanaati yaygın olmuştur.

Deklarasyonun yanı sıra Lizbon Konferansında alınan iki karar şunlardır :

L1 : Sürdürülebilir Orman Yönetimin Sosyo-Ekonomik boyutlarını geliştirmek

L2 : Avrupa SOY K&G ve Kılavuzunun onayı

Viyana Avrupa Ormanlarının Korunması 4. Bakanlar Konferansı 2003

Geçtiğimiz Nisan ayında Viyana’da yapılan bu Konferans’ta 5 karar alınmıştır. Bu Konferans süreci içerisinde Ulusal Ormancılık Programları ön plana çıkmış ve Avrupa için ortak bir yaklaşım belirlenmiştir. Konferans sürecinde ayrıca Helsinki’de belirlenip Lizbon’da onaylanan 6 Kriter ve 27 Gösterge, geçen zaman içindeki deneyimler göz önüne alınarak revize edilmiş ve gösterge sayısı 36’ya çıkarılmıştır. Konferansta ele alınan bir başka konu ise IUCN’nin geliştirmiş olduğu korunan alan sınıflandırmasının Avrupa için uygun olmadığı, bu nedenle bir başka korunan alan sınıflandırmasının geliştirilmesi gereğidir.

Deklarasyonun yanı sıra Viyana Konferansında alınan kararlar şunlardır :

V1: Sektörler arası işbirliği ve ulusal ormancılık programları aracılığı ile Avrupa’da sürdürülebilir orman yönetimi içi sinerjiyi güçlendirmek

V2: Avrupa’da sürdürülebilir orman yönetiminin ekonomik hayatiyetini güçlendirmek.

V3: Avrupa’da sürdürülebilir orman yönetiminin sosyo-kültürel boyutlarının korumak ve geliştirmek.

V4: Avrupa’da biyolojik çeşitliliği korumak ve geliştirmek.

V5: Avrupa’da iklim değişikliği ve sürdürülebilir orman yönetimi

 

 

Yakın Doğu Süreci

Ülkemiz Pan-Avrupa sürecine ek olarak FAO ve UNEP’in organizasyonunda Yakın-Doğu sürecinde de yer almaktadır. Fas’tan Pakistan’a kadar çok geniş bir coğrafi yayılımda yer alan sürece üye ülkelerin çoğunda kurak, yarı-kurak şartlar hakim olup, Sudan ve Türkiye dışında önemli bir orman kaynağına sahip ülke yoktur. Bu süreçte de çölleşme ile mücadele ve ağaçlandırma unsurlarının hakim olduğu 7 kriter ve 64 gösterge geliştirilmiştir .

Temel olarak Helsinki Sürecinde belirlenen kriter-gösterge setini baz alan Yakın-Doğu sürecinde, bölgesel özelliklerden kaynaklanan bir takım ek göstergeler oluşturulmuştur. Bu göstergelerde kurak ve yarı-kurak mıntıkalardaki ağaçlandırma ve çölleşme ile mücadele öğeleri ön plana çıkar.

Yakın-Doğu sürecinde belirlenen kriter ve göstergelerin uygulanması için taslak bir kılavuz hazırlanmış olup, bu kılavuz FAO’nun Tahran’da yapılacak olan 14.Dönem Bölgesel toplantısında ele alınmış bilahere değişik dillere tercüme edilerek yayınlanmıştır.

Süreç 2 yılda bir yapılan FAO-Yakın Doğu Bölgesi dönem toplantılarını takiben düzenlenen çalıştaylarla sürdürülmekte olup 1996 yılında Kahire’de başlamıştır. Bilahare 1998 yılında Şam’da, 2000 yılında Tahran’da ve en son 2002 yılında Hartum’da çalıştay düzenlenmiştir.

Pek çok ülkenin aktif rol almadığı bu süreçte bağımısızlığını yeni kazanmış olan Türk Cummhuriyetlerinin de olması, konuya ülkemiz açısından ayrı bir önem kazandırmaktadır.